YABANCI DİL DESTEĞİ SEÇİNİZ
TOL MEDRESESİ ![]()
Tol Medrese’ye akşam Nihavent bir yağmur gibi indi inceden İndi apansız İndi destursuz Tül Tül Perde Perde Cumayı cumartesiye bağlayan bu Temmuz akşamında ansızın bastıran yağmurdan korunmak için, okul çıkışındaki çocuklar gibi şen, okul çıkışındaki çocuklar gibi telaşlı, kaçışırken insanlar sırtımı dayayıp asırlık çınara, Dinledim yağmurun sesini Nihavent bir şarkı dinler gibi Dinledim sesini yağmurun Bin yıllık bir ninni dinler gibi Meydan Cami’nin Minaresi koca bir ney olmuş üflüyor uzaktan mağripten maşrıka yapayalnız kalmış yağmurda ıslanmış bir kamış gibi Çocukken Tol Medrese’nin damına çıkmaktı en büyük zevkimiz Korkarak, ürkek , telaşlı, kaçak. Çınar ağaçlarının gölgesinde buz gibi taşlara sırt üstü uzanarak aşağıdan ödünç aldığımız kitapları bir solukta okuyarak, koklayarak uçardık. Bilmezdik Neden bazı kitaplar Neden gece sokağa çıkmak yasak Hicri 740 yılında Tol Medreseyi yaptıran gazi, ibadet eden, bilgin ve büyük emir Karamanoğlu Mahmutoğlu din ve dünyanın zineti Baha-Üddin Musa Yazdırmış duvarına ”Bu dünya’dan ne cihanlar gelip geçti Nice Başbuğların köşkü ve tahtı dünyada kaldı. Bu dünya sadece Allah’tır.” Tol Medrese’ye akşam, Nihavent bir yağmur gibi indi inceden. İndi apansız. İndi destursuz. Tül Tül Perde Perde Yaz yağmuru gibi geçti zaman Geçti günler geceler Cumayı cumartesiye bağlayan Bu Temmuz akşamında sırtımı dayayıp asırlık çınara dinledim zamanın sesini Nihavent bir şarkı dinler gibi dinledim sesini zamanın Bin yıllık bir ninni dinler gibi. Bu şehir ki koca bir eyvandır Firan Kalesi’nin revakları altında Serin Eteklerinde kapkara keçiler Tüyleri kızgın güneş altında pırıl pırıl Yanan keçiler zamanı bekleyen o muhteşem bekçiler Kaç kez Kebenden dönen keçi sürüleri gibi Çıngıraklar eşliğinde Simsiyah önlüklerimizle Sevinçle dağıldığımız bu avlu arkamızdan gür sesiyle “yavaş olun yavaş olun” diye bağıran okul müdürü Barajla beraber yavaş yavaş sular altında kalan vadi Usul usul sislere ve sulara gömülen Alaköprü, Nadire Akşam karanlığına gömülen Çınarlısu,Havasıl,Tekke,Fabrika Yavaş olamadık hocam Manamas Köprüsünün üstünden akıyor şimdi bin yıllık sular… Manamas Köprüsü yemyeşil sulara gömülmüş Üstünden balıklar geçer Manamas Köprüsü kaybedilmiş zümrütten bir yüzük gayrı sularda yüzer Baraj doldu,sular ne varsa altına aldı Yoksul halkın eline üç kuruş para geçti buruk Aynalı keçi yavrularının oynaştığı Yamaçlardan artık balık sürüleri akacak
Demek ki artık dağı, taşı, suyu da aydınlatacak Baraj doldu, sular ne varsa altına aldı Akmanastır, Sarımazı, Kazancı yavaş yavaş Gecenin karanlığına ve sislere gömüldü uzaktan Sislere gömüldü Nadire Kanyonu
Nihavent bir şarkı yükseldi Zeyve’den Gecenin karanlığında yayıldı Arnava’ya, İrnebol’a, İzvit’e Yayıldı usul usul Balkason’a, Gargara’ya, Fariske’ye,Güzve’ye
Köyler, kasabalar bu güzel ülke meclisler sofralar kuruldu, kadehler doldu, petek petek ballar, kıpkırmızı narlar, ateşte nar gibi kızarmış balıklar
Nihavent bir yağmur gibi indi inceden. İndi apansız İndi destursuz Tül Tül Perde Perde Adnan Açıkbaş |
|
2 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |